1- Yargıtay , sanık üzerinde ele geçirilen uyuşturucu maddenin sanık tarafından rızaen verilmesini kişinin iradesi doğrultusunda gerçekleşemeyeceğini kabule etmektedir. Beraat kararı;
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 21.06.2023 gün ve 2022/3830 Esas, 2023/5837 Karar sayılı ilamında
“Sanığın üst araması yapılacağı sırada cüzdanından çıkardığı, içinde uyuşturucu madde bulunan 2 paketi rızaen kolluk güçlerine teslim ettiği ve adli arama kararı gerektiren bir olayda suç baskısı altında olan sanığın uyuşturucu maddeyi kamu görevlilerine teslim etmiş olmasının gerçek anlamda, rızaen bir teslim olmadığı anlaşılmakla başkaca delil bulunmayan olayda sanığın beraatine karar verilmesi yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır. “
2- Yargıtay ilgili birimlerce izin alınmaksızın sanık üzerinde ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka aykır delil olarak değerlendirip hükme esas alınmaması gerektiği görüşündedir. Emsal beraat kararı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.03.2023 gün ve 2022/13 Esas, 2023/191 Karar sayılı ilamında;
“Otobüs terminalinde tedirgin davranışlar sergileyerek dolaşan ve elinde bir adet poşet bulunan sanığın durumundan şüphelenen kolluk görevlilerinin sanığı takip etmeye başladıkları, daha sonra sanığın otobüse binerek elindeki poşeti otobüsün el bagajı bölümüne yerleştirdiği ve otobüs kapısından indiği sırada polislerce kimlik kontrolü yapılarak otobüste el bagajı bölümüne konulan poşeti aldıkları ve poşetin içerisinde esrar maddesinin ele geçtiği olayda; ele geçen poşette yapılan arama işleminin PVSK 4/a maddesi kapsamında gerçekleştirilen ve önleyici nitelikte tedbir olan yoklama biçiminde değerlendirilemeyeceği, aksine kabulün keyfi ve ölçüsüz uygulamalara sebebiyet verip temel hak ve özgürlüklerin ihlali sonucunu doğuracağından CMK 116 vd. maddelerine göre adli arama kararı ya da Cumhuriyet Savcısı’ndan yazılı emir alınmadan elde edilen delilin hükme esas alınamayacağı”
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 27/10/2022 gün ve 2021/108 Esas, 2022/10856 karar sayılı ilamında;
“Uyuşturucu ticareti yapmak suçundan sanıklar hakkında Adana Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen beraat hükmüne karşı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın temyiz başvurusu üzerine yapılan incelemede; ‘Olay tarihinde kolluk görevlileri tarafından yapılan uygulama sırasında kolluk görevlilerinin ihtarına uymayarak aracın kaçmaya başladığı, bir süre sonra trafik ışıklarında sıkıştırılarak durdurulan araçta önleme kararına istinaden yapılan aramada suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçtiği somut olayda; kolluk görevlilerinin atılı suç ya da faillerle ilgili olarak önceden yapılmış bir ihtar ya da istihbari bilgi bulunmadığı, suç konusu uyuşturucu maddenin, araç içerisinde kapalı poşette olduğu ve dışarıdan bakıldığında görülmeyecek şekilde bulunduğu nazara alındığında CMK’nın 161 ve 2559 sayılın PVSK Ek 6 maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcısı’na haber verilerek Cumhuriyet Savcısının emirleri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve CMK’nın 116 ve 119 maddeleri uyarınca Cumhuriyet Savcısı’nın yazılı emri ya da mahkemeden alınacak adli karar uyarınca arama yapılarak suç konusu maddeye el konulması gerekirken hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillere dayanılarak mahkumiyet hükmü verilemeyeceğinden yerel mahkemenin beraat hükmünün onanmasına”
3- Yargıtay gizli soruşturmacı adli kolluk görevlisinin mahkeme kararı olmaksızın yapmış olduğu işlemlerin hukuka uygun olmadığı nedeniyle hükme esas alınamayacağı görüşündedir.İlglil beraat kararları
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2021/16507 esas 2023/4120 karar sayılı ilamında: “Gizli soruşturmacı adli kolluk görevlisi de olsa, delil toplama faaliyetlerini 5271 sayılı kanunun 2. Maddesinin e bendi ve 161 maddesinin 2. Fıkrası ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun ek 6. Maddesine uygun biçimde gerçekleştirilmesi halinde ele geçirilen deliller hükme esas alınabilecek olup, görevlilerin kışkırtıcı ajan sayılabilecek şekilde faili suç işlemeye teşvike ettiği hallerde ele geçirilen deliller hükme esas alınamayacaktır. Somut olayda, olay günü gizli soruşturmacıların sanığın yanına giderek uyuşturucu madddeyi nereden ve nasıl bulabileecklerini sormaları üzerine, sanığın uyuşturucu maddenin kendinde bulunduğunu ancak madde olarak metamfetamin bulunduğunu söylemesinin akabinde uyuşturucu ticareti suçunun gerçekleştiğinin olay tutanağı, görüntü kayıtları ve tutanak düzenleyicisi gizli soruşturmacıların beyanlarından da sabit olması karşısında soruşturma yapan gizli soruşturmacıların suç teşkil eden fiili yalnız pasif davranışlarla izleyip tespit etmek yerine, delil üretmek ve soruşturma başlatmak için suçu işlemeye sevk etme yönünde davranışlar segilemiş oldukları, bunun da gizli soruşturmacı sınırlarını aştığı, kışkırtıcı ajan gibi hareket ederek faili suça teşvik etmiş olduklarının anlaşılması karşısında sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.”
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/16961 esas 2023/5881 karar sayılı ilamında da: “Gizli soruşturmacıların sanığı suça teşvik edecek nitelikte uyuşturucu madde isteyerek sanığın iradesi üzerinde etkili oldukları ve bu nedenle elde edilen delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, hukuka aykırı delillerin de hükme esas alınmayacak olması nedeniyle sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi bozma nedenidir.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ nun 28/02/2017 tarih ve2016/20 -800 esas 2017/120 sayılı kararında;kollukça yapılan araştırma sonucu , sanığın kimliği ve suç işlediğine dair istihbari bilgiler elde edildiği aşamada,suçüstü hali ve gecikmede sakınca bulunan bir hal olmaması durumunda, kolluk görevlilerin edindikleri bilgileri CMK’ nın 2- e , 158, 160, 161, 164 maddeleri uyarınca derhal Cumhuriyet Savcısına bildirip, bu konuda adli arama kararı talep ederek , Cumhuriyet savcısından alacakları talimat doğrultusunda işlem yapmaları gerekirken;adli arama kararı alınmadan yapılacak işlemin ve bu arama sonucunda ele geçirilecek uyuşturucu maddenin hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olacağından ayrıca suçun maddi konusu , delili olan uyuşturucu madde hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş olacağındanötürü;hükme esas alınamayacağı ve buna bağlı olarak suçun unsurunun oluşmayacağından mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi’ nin 2015/43517 esas 2017/15785 karar sayılı somut olayımıza emsal teşkil edecek ilamında ;Cumhuriyet Savcısının CMK’nın 160 vd. maddelerine göre yaptığı yazılı veya sözlü bir görevlendirme bulunmaksızın, kolluk görevlilerinin aldıkları istihbari bilgi üzerine uyuşturucu alıcısı gibi sanıkla iletişime geçmeleri,Cumhuriyet Savcısına bilgi vermeden,adli arama kararı almadan, operasyon yapmaları ,sanığın üzerini aramaları, suçun maddi konusu ve delili niteliğindeki uyuşturucuya ve cep telefonuna el koymaları şeklindeki işlemlerin CMK’nın 116 vd. ile 123 ve 127. maddelerine aykırı olduğu, bu nedenle elde edilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde bulunduğu, yerleşik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisinin hiç bir zaman kışkırtıcı ajan gibi gibi hareket edemeyeceği, önceden failde bulunmayan suç işleme kastı oluşturarak, faili suç işlemeye azmettiremeyeceği, dolayısıyla sanığın üzerine atılı uyuşturucu satma suçunu işlediğine ilişkin, hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş delil bulunmadığı, adli kolluk görevlilerinin beyanlarının bu yönde oluşan kabulü değiştirebilecek nitelikte olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın uyuşturucu satmaksuçunu işlemiş olduğuna yönelik delillerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olduğundan hükme esas alınmaması gerekmektedir.
4- Sanık üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilemediğinde yazışmalar ve diğer deliller ile mahkumiyet kararı verilemez.
YARGITAY 20.Ceza Dairesi’nin 2018/2088 E , 2018/2817 K sayılı 19.06.2018 tarihli kararı; “..Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen , hakkında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/12/2007 tarih 2007/84 esas 2007/307 karar numarası ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilen ……’a satmaya çalıştığı kabul edilen maddenin de ele geçmemesi nedeniyle uyuşturucu olduğu teknik yöntemlerle belirlenemeyen ve …….’da ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile ilgisi saptanamayan sanığın, yargılama aşamasındaki soyut beyanı ve iletişim tespit tutanağı dışında atılı suçu işlediğine ilişkin, kuşku sınırlarını aşan mahkumiyetine yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA..
YARGITAY 20.Ceza Dairesi’nin 2017/5681 E , 2018/1550 K sayılı 19.06.2018 tarihli kararı; “..Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;Kendisinde uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, atılı suçu işlediğine, diğer sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile ilgisi olduğuna ve diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine ilişkin, mahkemenin uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair delil kabul ettiği ancak somut olayla örtüşmeyen 10/01/2008 ve 06/02/2008 tarihli iletişimin tespiti kayıtları dışında, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA..” şeklindedir.
5- Araç arama kararı olmadan yapılan aramada elde edilen suç delili hükme esas alınamaz.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 12/10/2024 tarihli ilamında ‘ Sanığın sevk ve idaresindeki araçla durdurulduğunda aracın sağ ön paspası üzerinde koli bandına sarılı vaziyette 513 gram kokain maddesinin ele geçtiği, adli aramayı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanarak yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu, bu aramayla elde edilen delilin hükmü esas alınamayacağı dikkate alınarak; olayla ilgili CMK nın 116,117 ve 119 maddelerine uygun şekilde alınmış adli arama kararı ya da yazılı arama emiri bulunup bulunmadığının araştırılarak varsa aslı veya onaylı bir örneğinin getirilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırmayla hüküm kurulması nedeniyle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. ‘
Yine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 12/11/2024 tarih ve 2024/13175 Esas 2024/8638 Karar sayılı ilamında ‘ Somut olayda şüphe üzerine sanık ve temyiz dışı arkadaşının içerisinde bulunduğu park halinde olan araçta yapılan aramada vites konsolunun arkasına gizlenmiş vasiyette eroin içeren uyuşturucu madde ele geçirildiği, somut olgulara dayalı makul şüphe olup olmadığı, dolayısıyla adli arama kararının alınmasının gerekli olup olmadığı tartışmak suretiyle, dava dosyası içerisinde hiç bir arama kararının bulunmadığı da dikkate alınarak 2559 sayılı kanunun 9. maddesine göre olay yeri ve tarihini kapsayacak nitelikte ‘ önleme araması kararı veya CMK nın 116. ncı , 117. inci ve 119. maddelerine uygun şekilde alınmış adli arama kararı ya da yazılı arama emrinin bulunup bulunmadığının araştırılarak varsa aslı veya onaylı bir örneğinin dosyaya getirilmesi sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğundan hükmün bozulmasına ‘ karar verilmiştir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 27/10/2022 gün ve 2021/108 Esas, 2022/10856 karar sayılı ilamında; “Uyuşturucu ticareti yapmak suçundan sanıklar hakkında Adana Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen beraat hükmüne karşı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın temyiz başvurusu üzerine yapılan incelemede; ‘Olay tarihinde kolluk görevlileri tarafından yapılan uygulama sırasında kolluk görevlilerinin ihtarına uymayarak aracın kaçmaya başladığı, bir süre sonra trafik ışıklarında sıkıştırılarak durdurulan araçta önleme kararına istinaden yapılan aramada suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçtiği somut olayda; kolluk görevlilerinin atılı suç ya da faillerle ilgili olarak önceden yapılmış bir ihtar ya da istihbari bilgi bulunmadığı, suç konusu uyuşturucu maddenin, araç içerisinde kapalı poşette olduğu ve dışarıdan bakıldığında görülmeyecek şekilde bulunduğu nazara alındığında CMK’nın 161 ve 2559 sayılın PVSK Ek 6 maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcısı’na haber verilerek Cumhuriyet Savcısının emirleri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve CMK’nın 116 ve 119 maddeleri uyarınca Cumhuriyet Savcısı’nın yazılı emri ya da mahkemeden alınacak adli karar uyarınca arama yapılarak suç konusu maddeye el konulması gerekirken hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillere dayanılarak mahkumiyet hükmü verilemeyeceğinden yerel mahkemenin beraat hükmünün onanmasına”
6- Suç delilinin kime ait olduğunun tespiti sanık ifadesi ile ortaya çıkmış ise TCK 192/3 de tanımlı Etkin Pişmanlık Hükümleri sanık lehine uygulanmalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/605 Esas sayılı ilamında; ‘ araçta ele geçen uyuşturucu maddenin kime ait olduğunun bilinmediği aşamada sanığın suç konusu maddenin kendisine ait olduğunu söyleyerek kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu dikkate alındığında TCK nın 192/3 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır.
Ceza Genel Kurulu – Karar: 2019/4
Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide yer alan baskın görüşlere göre, 5237 sayılı TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:
1- Fail 5237 sayılı TCK’nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır.
2- Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır.
3- Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır.
4- Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra, ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5271 sayılı CMK’nın 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir.
5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir.
6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır
Uyuşturucu Ticareti Yapma Suçu Yazısı için tıklayınız
Altayçeşme Mah. Çamlı Sok. Dap Royal Center D Blok Daire:50 Maltepe/ İstanbul
