İş kazaları, ne yazık ki çalışma hayatında sıkça karşılaşılan ve özellikle ölümle sonuçlandığında hem işçinin ailesi hem de işveren için yıkıcı etkiler doğuran olaylardır. Eğer siz de bir işveren olarak böyle bir durumla karşı karşıyaysanız, bu makale size hukuki süreçte yol gösterecek, sorumluluklarınızı anlamanıza yardımcı olacak ve doğru adımları atmanız için pratik öneriler sunacaktır.
İşverenin cezai sorumluluğu, iş kazasının meydana gelmesinde işverenin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışının bulunması halinde gündeme gelir. Türk Ceza Kanunu’nda taksirli suçlar ve olası kast hükümleri, iş kazalarındaki cezai sorumluluğun temelini oluşturur. Genellikle iş kazalarında işverenlerin taksir sorumluluğu gündeme gelmekle birlikte, Yargıtay’ın istisnai durumlarda olası kastla sorumluluğa hükmettiği kararlar da bulunmaktadır. İş kazaları, Türkiye’de çalışma hayatının en ciddi sorunlarından biridir. 2024 yılında, İSİG raporuna göre en az 1.897 işçi iş kazaları sonucunda hayatını kaybetmiştir, bu da her gün en az beş işçinin iş cinayetlerinde öldüğünü göstermektedir. 2024 iş kazası raporu. Bu istatistikler, işverenlerin iş güvenliği konusundaki sorumluluklarını bir kez daha gündeme getirmektedir
1. İş Kazası Kavramı ve Hukuki Tanımı
1.1. İş Kazası Nedir?
İş kazası, işyerinde veya işle ilgili bir faaliyet sırasında meydana gelen ve çalışanın yaralanmasına, sakat kalmasına ya da ölümüne yol açan olaylardır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde iş kazası şu şekilde tanımlanmıştır:
“Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş dolayısıyla, sigortalının işveren tarafından görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalının işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence ya da ruhça engelli hâle getiren olay.”
Bu tanım, iş kazasının kapsamını net bir şekilde ortaya koyar ve hangi durumların iş kazası sayılacağını belirler.
1.2. İş Kazasının Unsurları
Bir olayın iş kazası olarak kabul edilmesi için belirli unsurların mevcut olması gerekir:
Nedensellik Unsuru: Kaza ile zarar arasında doğrudan bir ilişki bulunmalıdır.
Yer Unsuru: Kaza, işyerinde ya da işle ilgili bir yerde gerçekleşmelidir.
Kişi Unsuru: Kazaya uğrayan, sigortalı bir çalışan olmalıdır.
Zarar Unsuru: Kaza, çalışanın bedenen ya da ruhen zarar görmesine yol açmalıdır.
1.3. İş Kazasının Hukuki Sonuçları
- Hukuki Sorumluluk (Tazminat): İş kazası sonucunda işçi veya vefatı halinde mirasçıları, işverenden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilirler. Maddi tazminat, işçinin uğradığı kazanç kaybı, tedavi giderleri ve sürekli iş göremezlik tazminatı gibi kalemleri kapsarken; manevi tazminat, kazanın yol açtığı acı, üzüntü ve ıstırabın karşılığı olarak talep edilir. İşverenin kusur oranı, tazminat miktarının belirlenmesinde önemli bir faktördür.
- İdari Yaptırımlar: İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre, iş güvenliği önlemlerini almayan işverenlere idari para cezaları uygulanabilir. Ayrıca, tehlikeli durumların tespiti halinde işyerinin ilgili bölümleri veya tamamı mühürlenebilir, faaliyetleri durdurulabilir. Bu idari yaptırımlar, işverenin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uyumunu sağlamayı amaçlar.
- Sosyal Güvenlik Kurumu Rücu Davaları: İş kazası sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından işçiye veya hak sahiplerine yapılan ödemeler (geçici veya sürekli iş göremezlik ödeneği, ölüm geliri vb.), işverenin kusurlu bulunması halinde SGK tarafından işverene rücu edilebilir. SGK, ödediği tazminat ve gelirlerin kusurlu işverenden tahsilini talep edebilir.
2. İş Kazasında İşverenin Cezai Sorumluluğu
Kamu (Ceza) Davaları ve Taksirli Suçlar
Türk Ceza Hukuku’nda iş kazalarıyla ilgili suçlar “taksirli suçlar” olarak adlandırılmıştır. “Taksir” sözcüğü, kusurda bulunma veya kusurlu olma durumu anlamına gelir ve bu tür suçlarda kasıt söz konusu değildir. Taksirli suçlar, dikkatsizlik veya özensizlik sonucu bir şahsa zarar vermek biçiminde oluşan suçlardır. İş kazaları, trafik kazaları, bir mesleği icra ederken yapılan hata sonucu şahsa zarar vermek (örneğin bir hekimin tedavi veya ameliyat sırasındaki hatasıyla hastasına zarar vermesi) bu tür suçlara örnek teşkil eder. Ayrıca, yeni yasada “bilinçli taksir” kavramı da yer almıştır.
Türk Ceza Kanunu’nun konuyla ilgili maddeleri şunlardır:
Taksir (madde 22):
- Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.
- Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
- Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
- Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.
- Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.
- Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Taksirle Öldürme (madde 85):
- Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Taksirle Yaralama (madde 89):
- Maddenin 1. fıkrasında “Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır” denmektedir.
- Diğer fıkralarında yaralanmanın niteliğine göre hapis cezasının artırıldığı miktarlar açıklanmıştır.
TCK’da, taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezasının, uzun süreli de olsa adli para cezasına çevrilebileceği ancak bu hükmün bilinçli taksir halinde uygulanmayacağı belirtilmiştir (madde 50/4).
Bilinçli Taksir Kavramı ve Önemi
Yeni ceza yasasındaki tanımlara göre, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi halinde taksir, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır. Yani her iki kavram arasındaki temel fark neticenin öngörülmemesi veya öngörülmesidir.
- İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmaması: Yargıtay, 12. CD., E. 2020/11833 K. 2024/4424 T. 18.9.2024: Yüksekten düşme riski olan bir çalışma ortamında, işverenin gerekli güvenlik önlemlerini almadığı ve bu nedenle meydana gelen ölümün öngörülebilir olduğu belirtilmiş; işveren bilinçli taksirle sorumlu bulunmuştur.
- İşçilerin eğitim ve denetiminin eksik olması: Yargıtay 12. CD., E. 2020/4203 K. 2022/5042 T. 23.6.2022: İşveren işçilerine gerekli eğitimi vermediği için yükümlülüklerini yerine getirmemiştir ve bilinçli taksirle cezalandırılmıştır.
- Risklerin öngörülmesine rağmen önlem alınmaması: Yargıtay 12. CD., E. 2020/11242 K. 2024/4128 T. 11.9.2024: Bir iş kazasında işverenin risklerin farkında olmasına rağmen önlem almadığı için bilinçli taksirle sorumlu tutulmuştur.
Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği
Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesinde “Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır” hükmü yer almaktadır. İş kazalarıyla ilgili tazminat davaları tüzel kişilik (örneğin işveren inşaat firması) ya da olayda herhangi bir kişisel kusuru bulunmasa dahi işveren kişi aleyhine açılabilmektedir. Oysa ceza davaları farklıdır. Şantiyede şantiye şefinin, saha mühendisinin ya da bir başka şantiye görevlisinin kusurundan kaynaklanan bir iş kazası nedeniyle, olayda kusuru bulunmayan işveren aleyhine kamu davası açılması söz konusu değildir. Ceza yasamızdaki bu madde uyarınca tüzel kişiler hakkında da kamu davası açılamamaktadır. Örneğin bir yurttaş, belediyenin açtığı bir çukura düşerek yaralanmış veya yaşamını yitirmişse bu olayla ilgili kamu davası belediye aleyhine değil, belediyenin o çukurla ilgili önlemleri alma yükümlülüğünü taşıyan elemanı veya elemanları aleyhine açılır.
3. İş Kazasında İşverenin Kusurunun Belirlenmesi ve Sınırları
İş kazalarında işverenin kusurunun belirlenmesi, cezai sorumluluğun tayininde merkezi bir rol oynar. Bu belirleme, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku mevzuatı çerçevesinde yapılır ve Yargıtay kararları, bu sürecin nasıl işlediğine dair önemli ipuçları sunar.
3.1 Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi Bulunduğu Hallerde Kusur Tespiti
İş hukuku mevzuatı, “alt işverenlik” müessesesi ile işin görülmesini olanaklı kılmaktadır. Ancak, bu durum asıl işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
- Kanuni Düzenlemeler:
- İş Kanunu’nun 2/6 maddesi, asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı alt işveren ile birlikte sorumlu olduğunu belirtir.
- 5510 Sayılı Kanunu’nun 12. maddesinin 6. fıkrasında , asıl işverenin alt işverenin işçileri açısından da iş güvenliği tedibirleri alınması gerektiği düzenlenmiştir.
- Yargıtay İçtihatları :
- Yargıtay’ın iş kazalarına ilişkin olarak asıl işverenin alt işverenle birlikte sorumlu olacağına dair pek çok kararı bulunmaktadır. Bu kararlar, asıl işverenin iş sağlığı ve güvenliği konusunda genel bir denetim ve gözetim yükümlülüğünün bulunduğunu göstermektedir.
- Yargıtay’ın bazı kararlarında, asıl işveren ile alt işveren arasında akdedilen sözleşme uyarınca sorumluluk paylaşımına göre karar aldığı görülmektedir. Yani sorumluluğun alt işverende olacağı yönündeki sözleşeme hükümlerine göre karar verilmektedir. Eğer sözleşmede asıl işverene sorumluluk yüklenmiş ise asıl işverenin sorumluluğu nedeniyle cezalandırılmaktadır.
3.2 İşyerinde Yapılan Görev Devri Kapsamında İşverenin Sorumluluğu
İş hukuku mevzuatında işverenin sağlık ve güvenlik tedbirleri başta olmak üzere mevzuatta öngörülen tüm yükümlülüklerini bir organizasyon şeması içerisinde, uzman kadroların görevlendirilmesi suretiyle yürütmesi mümkün ve hatta birçok işletme için zorunludur. Zira belirli bir hacmin üzerindeki (özellikle geniş bir sahada faaliyet gösteren birden fazla şubeli) işletmelerde tek bir işverenin binlerce insana yönelik gerekli tedbirleri alması, teknik yeterlilik açısından mümkün değildir.
- Yargıtay Yaklaşımı ve Görev Devri: Yargıtay, gerekli tedbirlerin alınması amacıyla ehil kişilerin görevlendirilmesi halinde işverenin sorumluluğunun bulunmadığını vurgulanmaktadır. Bu tarz bir görevlendirme ile işveren, teknik kadro görevlendirerek mevzuatta kendisine yüklenen yükümlülüğü yerine getirmektedir. Bu nedenle işverenin kendisine atfedilebilecek kusuru kalmamaktadır. Suçta ve cezada kusur ilkesi gereği işverenin kazaları önlemekle görevlendirdiği kişilerin kusurlarından sorumlu tutulamayacaktır.
- İş Verenin Denetim Yükümlülüğü: İşveren, görevlendirdiği ehil kişilerin çalışmalarını denetleme ve gözetleme yükümlülüğünü sürdürür. Eğer işveren bu yükümlülüğünü yerine getirmez ise iş kazasından kusurlu bulunabileceği durumlar ortaya çıkabilir.
4. İş Kazalarının Önlenmesi ve İşverenlere Tavsiyeler
İş kazalarının önlenmesi, hem işçilerin sağlığı ve güvenliği hem de işverenlerin hukuki ve mali risklerini minimize etmesi açısından büyük önem taşımaktadır. İşverenlerin bu konuda proaktif bir yaklaşım sergilemeleri ve sürekli iyileştirme prensibini benimsemeleri gerekmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı koordinatörlüğünde aşağıdaki önlemler alınmalıdır.
- Kapsamlı Risk Değerlendirmesi ve Periyodik Gözden Geçirme: İşyerindeki tüm tehlikelerin ve risklerin düzenli olarak belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kontrol altına alınması hayati önem taşır. Risk değerlendirme raporları, işyerindeki değişiklikler, yeni ekipmanlar veya iş süreçleri eklendiğinde güncellenmelidir. Bu, iş güvenliği yönetim sisteminin dinamik bir parçası olmalıdır.
- Etkin Eğitim ve Bilgilendirme Programları: İşçilere, kendi iş tanımlarına ve risklere uygun, düzenli ve etkin iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilmelidir. Bu eğitimler sadece teorik bilgilerle sınırlı kalmamalı, pratik uygulamalar ve acil durum tatbikatlarıyla desteklenmelidir. İşçilerin güvenli davranışlar sergilemesi ve riskleri tanıması, kaza riskini önemli ölçüde azaltır.
- Güvenli Çalışma Ortamı Oluşturma: İşyerindeki makine ve ekipmanların güvenliğinin sağlanması, uygun kişisel koruyucu donanımların temin edilmesi ve kullanılmasının denetlenmesi, çalışma alanlarının düzenli ve temiz tutulması gibi fiziksel önlemler kritik öneme sahiptir. Ergonomik düzenlemelerle işçilerin bedensel zorlanmaları en aza indirilmelidir.
- Denetim ve Gözetim Mekanizmaları: İşverenin, görev devri yapsa dahi, işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını düzenli olarak denetlemesi ve gözetlemesi gerekmektedir. Görevlendirilen yetkili kişilerin işlerini doğru yapıp yapmadığı kontrol edilmeli, aksaklıklar tespit edildiğinde derhal giderilmelidir. Etkin bir denetim mekanizması, potansiyel tehlikelerin erken tespit edilmesini ve önlenmesini sağlar.
- İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü Oluşturma: İşveren, iş sağlığı ve güvenliğinin sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda işyerinin temel bir değeri olduğunu gösteren bir kültür oluşturmalıdır. Bu kültür, tüm çalışanların iş güvenliği süreçlerine aktif katılımını teşvik etmeli, öneri ve geri bildirim mekanizmalarıyla sürekli iyileştirmeyi desteklemelidir. Çalışanların iş güvenliğine ilişkin farkındalıkları ve sorumluluk bilinci ne kadar yüksek olursa, kazaların önlenmesi de o kadar kolaylaşır.
- Uzman Desteği Alma: Özellikle büyük ve karmaşık işyerlerinde, iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinden düzenli ve profesyonel destek almak, iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerinin etkinliğini artıracaktır. Bu uzmanlar, mevzuat değişikliklerini takip ederek işvereni bilgilendirebilir ve risk yönetimi süreçlerinde rehberlik edebilirler.
- Teknolojik Gelişmelerden Yararlanma: İş sağlığı ve güvenliği alanındaki teknolojik gelişmeler (akıllı güvenlik sistemleri, giyilebilir teknoloji, uzaktan izleme sistemleri vb.) yakından takip edilmeli ve işyerine uygun olanlar değerlendirilmelidir. Bu teknolojiler, riskleri daha etkin bir şekilde izlemeye ve önlemeye yardımcı olabilir.
- Olay İncelemesi ve Ders Çıkarma: Meydana gelen her iş kazası veya ramak kala olay, detaylı bir şekilde incelenmeli, kök nedenleri araştırılmalı ve benzer olayların tekrarlanmasını önlemek amacıyla dersler çıkarılmalıdır. Bu olay incelemeleri, sürekli iyileştirme döngüsünün önemli bir parçasıdır.
Sonuç ve Genel Değerlendirme
İş kazalarında işverenin hangi durumlarda cezai sorumluluğunun doğacağının somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmeketrdir. Yargıtay içtihatları konuya ilişkin yol gösterici niteliktedir. İşyerinde organizasyon şeması oluşturulması ile birlikte iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin teknik personele devredilmesi, işverenin kanuni yükümlülüğünü yerine getirmiş olacaktır. İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı yerine getirildiğinde iş kazalarını sıfıra indirmek mümkündür. Bu nedenle iş kazasına karşın önlem almak önemlidir. Ancak iş kazası meydana gelmiş ise bu zorlu süreçte doğru hukuki destek alınmalıdır.
📞 İletişim: İş kazası ile ilgili destek almak için İletişim sayfamızı ziyaret edin
AV. AHMET AYHAN ÖZTÜRK
