Vergi Kaçakçılığı Suçları : Devletin Mali Sağlığını Tehdit Eden Eylemler
Defter ve belgeler, ilgilisi tarafından tutulmalı ve muhafaza edilmelidir. Gerçeğe aykırı ve usulüne uygun düzenlenmemesi durumunda vergi kaçakçılığı suçu meydana gelir. Kayıtlarda tahrifat yapılması veya yok edilmesi de bu suçu oluşturur. Vergi kaçakçılığı, devletin mali sistemini zayıflatarak hatta çökmesine neden olan ciddi bir suçtur.Bu nedenle, 4369 sayılı yasa ile Vergi Usul Kanunu’nun 344. Maddesinde “kasten” ibaresi kaldırılmıştır. Buna göre, vergi mükellefi, suç kastının olmadığını savunsa bile, diğer koşullar varsa mükellefin suç işlediği kabul edilir. Vergi kaybı oluşmasa bile yasada belirtilen eylemler gerçekleştirildiğinde suç işlenmiş olur. Vergi Kaçırma cezası, Vergi Usul Kanunu 359. Maddede tanımlanmıştır. VUK 359. maddede yer alan unsurlar gerçekleştiğinde kamu tarafında bir vergi kaybı oluşmamış olsa bile vergi kaçakçılığı suçu oluşabilmektedir. Sahte fatura düzenleme veya kullanma suçu ile ilgili yazımıza buradan ulaşabilirsiniz
7394 sayılı yasa ile değiştirilen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. Maddesinde düzenlenen vergi kaçakçılığı suçlarına bir göz atalım:
Vergi Kaçakçılığı Suçları ve Vergi Kaçırma Cezası (VUK 359)
1. Defter ve Kayıtlarda Hile Yapmak: Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen defter ve kayıtlarda hile yapmak suç teşkil eder. Bunlar saklanması ve ibraz edilmesi gereken belgelerdir. Kayıtları değiştirerek vergi matrahını azaltmak da bu kapsamdadır. Bu tür eylemler on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hilesi yapma suçu ile ilgli ayrıntılı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz
2. Gerçek Olmayan Hesaplar Açmak: Vergi kanunlarına göre, gerçek olmayan kişilerin adına hesap açmak suçtur. Kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler için hesap açılması da suç teşkil eder. Bu suçu işleyenler aynı şekilde on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
3. Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belgeler Düzenlemek: Yasaya göre gerçek bir muamele veya durum yoksa, bu muameleyi yanıltıcı şekilde yansıtan belge düzenlemek vergi kaçakçılığıdır. Bu, sahte bir işlem veya durumu doğru gibi gösterir. Bu, gerçek olmayan bir durumu yanılttığını gösterir. Belgeyi kullanmak da aynı şekilde kabul edilir. Bu fiili işleyenler de on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
4. Belgeleri Yok Etme ve Gizleme: Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen defter, kayıt ve belgeleri yok etmek suçtur. Bu belgeleri gizlemek de suçtur. Bu suç, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
5. Ödeme Kaydedici Cihazla İlgili Suçlar: Hazine ve Maliye Bakanlığı ile anlaşması olmadan ödeme kaydedici cihazları kullanmak suçtur. Ödeme kaydedici cihazlarda kayıt altına alınan bilgileri değiştirmek veya silmek de yasaktır. Bu suçlar, iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Vergi müfettişleri usulsüzlükleri tespit etti. Ardından, bu usulsüzlüklerle ilgili rapor düzenledik. Vergi kaçırma cezasına dair yargısal süreçleri, Soruşturma ve Kovuşturma evresi olarak iki kısımda inceledik.
Vergi Kaçakçılığı Suçu Yargılama Aşamaları Nelerdir?
Bu suçlar, devletin mali sağlığını tehdit eden ciddi suçlar olarak kabul edilir. Vergi kaçakçılığına karşı sıkı yasal düzenlemeler ve caydırıcı cezalar, adil ve düzenli bir vergi sisteminin sürdürülebilirliğini sağlamak için önemlidir.
213 sayılı VUK’nun 367. maddesine göre; 213 sayılı VUK’nun 359. maddesinde yazılı vergi suçlarını tespit eden vergi müfettişleri ve müfettiş yardımcıları, ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaası ile işlem yapmalıdır. Müfettişler doğrudan doğruya işlemi gerçekleştirmelidir. Vergi incelemesine yetkili diğer memurlar da aynı şekilde, rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla hareket eder. Vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık, keyfiyeti Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirmekle yükümlüdür.
Vergi suçunun işlendiğini herhangi bir suretle öğrenen Cumhuriyet Başsavcılığı derhal ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını ister. Kamu davasının açılması vergi inceleme neticesinin Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirilmesine kadar ertelenir. Ancak 7318 sayılı yasanın 5. maddesi ile 213 sayılı VUK’nun 359. maddesine ç fıkrası ile eklenen suçların işlendiğinin inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenmeksizin rapor düzenlenir. Sair suretlerle öğrenilmesi halinde ise incelemeye başlanmaksızın rapor düzenlenir. Vergi müfettişleri ve vergi müfettiş yardımcıları tarafından bu tespite ilişkin rapor düzenlenir. Rapor değerlendirme komisyonunun mütalaası ile birlikte keyfiyet Cumhuriyet Savcılığı’na bildirilir. Kamu davası açılması için incelemenin tamamlanması şartı aranmaz.
213 sayılı VUK’nun 359. maddesine 7394 sayılı yasanın 5. fıkrası ile eklenen madde uyarınca “kaçakçılık suçlarına ilişkin yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturmalarda mütalaaya konu fiilin başka bir kişi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda rapor düzenlenmesi şartı aranmaz. Fiil başka bir kişi tarafından gerçekleştirilirse rapor düzenlenmez. Bu kişi hakkında kamu davası açılması gerekmez. Aynı fiilin başka bir kişi ile birlikte gerçekleştirilmesi ortaya çıkarsa mütalaa verilmesi şartı aranmaz.” Hükmü getirilmiştir.
213 sayılı VUK’nun 367. maddesine göre Cumhuriyet Savcıları tarafından kamu davası açılması 7394 sayılı yasanın 5. Fıkrasında konu edilen olay dışında vergi değerlendirme komisyonu mütalaası ile mümkün olmaktadır.
Vergi değerlendirme komisyonu mütalaası olmayan bir olayda kaçakçılık suçuyla ilgili dosya Cumhuriyet Savcısına geldiğinde, Cumhuriyet Savcısı soruşturmayı durdurmalıdır. Bu durumda dosyayı vergi inceleme raporu ve mütalaa alınması için ilgili vergi birimine göndermek zorundadır.
Vergi Kaçakçılığı Suçlarında Soruşturma Evresine İlişkin Eleştirilerimiz
Bu suçlarda, incelemeler genellikle belge üzerinden yapılmaktadır. Vergi denetleme ile ilgili görevliler incelemeleri yürütür. Suç faili olarak belgelerde yetkili görülen kişiler hakkında düzenleme yapılmaktadır. Cumhuriyet Başsavcılıkları da belgelerde yetkili görülen kişiler hakkında kamu davası açmaktadır. Özellikle sahte fatura düzenlemek ve kullanmak suçlarında, belgelerde vergi mükellefi olarak yer alan kişi farklıdır. Fiili işleyen kişiler genellikle farklı olmaktadır.
Uygulamada sahte belge düzenlemek için paravan şirketler kurulmaktadır. Bu kişiler piyasaya sahte fatura verirken kendi kimliklerini gizlemektedir. Şirketlerde yetkili kişi olarak ya işsiz, güçsüz, kimsesiz ya da işe alınma sözüyle kandırılmış, aldatılmış kişileri göstermektedirler. Kanımızca vergi incelemesi yapan vergi denetim elemanları, böyle eylemlerde emniyet müdürlüğü mali şube ekipleri ile çalışmalıdır. Gerçek failleri tespit etmelidirler. Ardından Cumhuriyet Başsavcılığına gerçek failler hakkında raporlar sunmalıdırlar. Uygulamada Cumhuriyet Savcıları vergi birimlerinden gelen dosyalar üzerinde ayrıca bir araştırma ve soruşturma yapmadan kamu davası açmaktadırlar. Dava dosyası ilgili mahkemeye geldiğinde mahkeme tarafından sadece sanık olarak iddianamede gösterilen kişi ile ilgili yargılama yürütülmektedir. Uzun süren yargılamalar sonunda gerçek failler hakkında suç ihbarı bulunsa dahi aradan geçen sürede suç delilleri kaybolmakta ya da suçla ilgili zamanaşımı gerçekleşmektedir. Böylece gerçek failler suçtan kurtulmuş olmaktadırlar. Önerimiz bu tür dosyalarda Cumhuriyet Savcılarının soruşturmayı derinleştirerek gerçek suç faillerine ulaştıktan sonra kamu davası açmalarıdır.
2-Vergi Kaçakçılığı Kovuşturma Usulü
Yukarıdaki yazımızda açıkladığımız üzere vergi suçları ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına vergi birimlerinden bir dosya gelmektedir. Cumhuriyet Savcısı bu dosya üzerinde ayrıca bir araştırma ve soruşturma yapmadan iddianame düzenlemektedir. Sonrasında kamu davası açılmaktadır. Özellikle sahte belge düzenlemek ve kullanmak suretiyle vergi kaçakçılığı suçlarında mutlak gerçeğe ulaşmak zorlaşmaktadır. Zira vergi incelemesi yapan denetmenler belge üzerinden inceleme yaparak belgelerde vergi mükellefi olarak görünen kişiler hakkında rapor düzenlemektedir. Oysa özellikle sahte belge düzenlemek suretiyle vergi kaçakçılığı suçlarında gerçek failler belgelerde vergi mükellefi olarak görünen kişiler olmayıp perde arkasında yer alan kriminal kişilerdir. Bu nedenle vergi suçlarında kovuşturma aşamasında Yargıtayımız belirli ölçütler getirmiştir. Bu ölçütleri şöyle sıralayabiliriz;
Yargıtaya göre vergi kaçakçılığı suçu iddiası ile yapılan yargılamalarda aşağıdaki hususlar incelenmelidir.
Yargıtayın Vergi Kaçakçılığı (VUK 359) ‘a ilişkin kıstaslar:
a) Sahte olarak düzenlendiği ileri sürülen fatura asıllarının, bu faturaları kullanan mükelleflerin bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulup tespit edilerek fatura asıllarının dava dosyası içine konulması,
b) Bu faturaların sanığa gösterilerek faturalardaki yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması,
c) Sanık faturalardaki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığı söylemesi halinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığının belirlenmesi,
d) Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olmadığının tespiti halinde; bu faturaları kullanan mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması, dava açılmış ise dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dava dosyasına konulması,
e) Fatura kullanan şirket ve yetkililerinin mahkemeye tanık olarak çağrılarak CMK’nın 48. Maddesi uyarınca tanıklıktan çekilme hakları da hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri, kendilerinden sözü edilen faturaları hangi ilişkiye dayanarak ve kimden aldıklarının ve sanığı tanıyıp tanımadıklarının sorulması,
f) Bu faturalarla ilgili ödeme belgelerinin tespit edilip dosyaya konulması,
g) Sanık olarak gösterilen kişi ile ilgili vergi mükellefiyeti tesisine dair belgelerin asıllarının celbedilerek bu belgelerdeki sanık olan kişi adına atılı imzaların, varsa yazıların sanık olan kişinin eli ürünü olup olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edilmesi,
h) Sahte olduğu ileri sürülen faturaları basan matbaa yetkililerinin tanık olarak dinlenmeleri,
i) Sanık olarak gösterilen vergi mükellefinin işlemlerini yürüten muhasebe görevlisi varsa bu kişinin de tanık olarak dinlenmesi, bu şekilde kaçakçılık fiilini gerçekleştiren gerçek failin tespiti ve cezalandırılması ile ceza yargılamasının amacı olan mutlak hakikate ulaşmak mümkün olacaktır.
Vergi Suçlarında ( VUK 359 ) Etkin Pişmanlık Hükümleri
1- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 371. Maddesinde yer alan pişmanlık ve ıslah hükümleri değiştirildi. Değişiklik, 29/04/2001 gün ve 7318/4 sayılı yasa ile yapıldı. 213 sayılı VUK’ya eklenen bir madde ile 371. Maddede öngörülen pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında 213 sayılı VUK’nun 359. maddesinde yazılı vergi kaçakçılığı suçlarından ceza verilmeyeceği öngörülmüştür.
2- 08/04/2022 gün ve 7394 sayılı yasanın 4. Maddesi ile 213 sayılı VUK’na eklenen ek fıkraya göre; bu maddede yazılı fiiller ile verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ödenirse verilecek ceza yarı oranında indirilir. Kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının soruşturma evresinde ödenmesi durumunda bu indirim yapılır. Eğer kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödeme yapılırsa, verilecek ceza üçte bir oranında indirilir hükmü getirilmiştir.
3- Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir hükmü getirilmiştir.
4- Bu fıkralarda belirtilen etkin pişmanlık ile ceza indiriminden faydalanmak için belirli koşullar öngörülmüştür. Vergi mahkemesinde dava açılmaması gereklidir. Dava açılmışsa feragat edilmelidir. Kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şarttır.
5- 7394 sayılı Yasa İle 213 sayılı VUK’na Eklenen Geçici Madde: ”Vergi kaçakçılığı suçundan haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359. Maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespitiyle belirlenen verginin tamamı ödenmelidir. Bu ödeme gecikme faizi ve gecikme zammıyla birlikte yapılmalıdır. Kesilen cezalar da ayrısı bir yıl içinde Hazine’ye ödenirse, bu maddeyi ihdas eden kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenmiş sayılır. 359. Maddede bu maddeyi ihdas eden kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanılabilir.
Bu fıkrada belirtilen ceza indiriminden faydalanmak için Vergi Mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması başvurulmuşsa vazgeçilmesi şarttır.” hükmü getirilmiştir.
Vergi Kaçakçılığı Suçlarında Zincirleme Suç Kavramı
213 sayılı VUK’nın 359. maddesinin 7394 sayılı yasanın 4. Maddesi ile eklenen fıkrasında; ”Bu maddede düzenlenen suçlar, birden fazla takvim yılı içinde işlenirse Türk Ceza Kanunu’nun 43. Maddesi uygulanır. Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında bu suçlar, vergilendirme dönemi içinde de işlenirse aynı hüküm geçerlidir.” hükmü getirilmiştir.
15/04/2022 tarihinde yürürlüğe giren bu hükmün uygulamada değişik yorumlara neden olacağı açıktır.
Ceza yasasında suçların şahsiliği ilkesi gereği suç teşkil eden fiili işleyen kişilerin cezalandırılması gerekmektedir. Buna göre bir kişi aynı takvim yılı veya vergi dönemlerinde birden çok şirketin yetkilisi olarak vergi kaçakçılığı suçunu işlediğinde, suçun mağduru da devlet olur. Böyle bir durumda aynı suç işleme kararı var kabul edilerek sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu hukuki bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır.
Yine aynı vergi döneminde hem sahte belge düzenlemek hem de sahte belge kullanmak suçlarını işleyen fail hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının da tartışılması gerekecektir.
Kanımızca sahte belge düzenlemek ve sahte belge kullanmak suretiyle vergi kaçakçılığı suçları ayrı ayrı suç oluşturduğundan TCK’nın 43. maddesi bu durumlarda uygulanamayacaktır. Ancak bu husus zamanla uygulama ve içtihatlarla açıklığa kavuşacaktır.
AV. Hüseyin ÖZTÜRK & Av. Ahmet Ayhan ÖZTÜRK

1955 yılında Artvin ilinde doğan Hüseyin Öztürk, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki eğitiminin ardından 1980 yılında Tunceli ilinde hakim olarak göreve başlamıştır. 17 yıl Anadolu’nun çeşitli illerinde hakim olarak görev aldıktan sonra 1998 yılında İstanbul’a atanmıştır. İstanbul ilinde 20 yıl çeşitli mahkemelerde Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yapmıştır. Son olarak İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yapan Öztürk, 2018 yılında emekli oldu. 2018 yılında İstanbul Barosu’na kaydolarak avukatlık ruhsatı aldı.
20 yıl Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevini sürdürmenin getirdiği Ceza Hukuku alanındaki yüksek bilgi birikimi ve deneyimiyle Öztürk & Çiçek Hukuk ve Danışmanlık bünyesinde Ceza Hukuku alanında çalışmalarını sürdürmektedir.
İLGİLİ YAZILARIMIZ
SAHTE FATURA (NAYLON FATURA) SUÇLARI
